PANDEMİ VE BESLENME BOZUKLUKLARI

0
20

Diyetisyen Meltem Gök, pandemi sürecinde yaşanan beslenme bozukluklarının nasıl önleneceği konusunu ele alan bir yazıyı kaleme alarak RotaLife okuyucularına sundu.

Bilindiği üzere Çin’in Wuhan Kentinde 2019 sonunda ortaya çıkan ve pandemi haline gelerek tüm dünyada sağlık, ekonomi ve sosyal hayatı etkileyen Covid-19 virüsü nedeniyle sosyal izolasyona maruz kalan insanlarda beslenme alışkanlıklarında değişiklik ve hareketsiz yaşam nedeniyle obezite yaygın bir sorun halini almıştır.
Ülkemizde de sosyal izolasyonun dünya genelindeki yansımalarını fazlasıyla hissettik. Bu süreçte işine, okuluna gidemeyen veya gitmekten imtina eden insanlar evlerine kapanarak, vakitlerinin çoğunu hareketsiz şekilde geçirmek durumunda kalmıştır. Evde yapılabilecek aktiviteler çok kısıtlı olduğu için dizi veya film izlerken mutlaka yanında bir şeyler atıştırma ihtiyacı duyulması veya mutfakta yeni tarifler denenmesi, ayrıca uyku düzeninin bozulması beraberinde gece yemek yemelerini de tetikleyerek kilo artışına neden olmuştur. Kilo artışıyla birlikte şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği ve kalp damar hastalıkları ile karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.
Dünyadaki sağlık otoritelerinin öngörülerine göre Covid-19 ile ilgili aşı çalışmalarının 2021’den önce olumlu sonuçlanmayacağı bildirilmiştir. Bu nedenle pandemi sürecinin bir süre devam edeceği bundan kaynaklı sosyal izolasyon sürecinin uzayacağı düşünülürse, bilinçli hareket edilmediği takdirde obezite ve obezite kaynaklı hastalıklardan etkileneceğimiz açıktır. Bundan dolayı beslenme ile ilgili dikkat edeceğimiz hususları sıralayacak olursak;
• Yüksek Karbonhidratlı Ve Yağlı Yiyeceklerin Tüketimini Sınırlandırın.
Günlük beslenme düzeni, atıştırmalar yerine ana öğünlerde yemek ve sağlıklı ara öğünler şeklinde planlanmalıdır. Yemekler porsiyon usulü ve mümkün olduğunca küçük tabaklarda mutfakta oturarak, acele etmeden uzun süre çiğnenerek yenmelidir.
• Su içmeyi ihmal etmeyin.
Kilogram başına 30 ml su düşmekle birlikte yetişkin bir birey için önerilen su miktarı her gün en az 2 litre olmalıdır. Bununla birlikte içmek istediğiniz suya, taze sebze ve meyvelerden ekleyerek suyunuzu renklendirebilirsiniz.

 

• Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze tüketmeniz bağışıklığı korumada önemlidir. Özellikle A, E ve C vitaminleri güçlü antioksidanlar olmakla beraber vücut hücrelerini inflamasyona karşı koruyan başlıca vitaminlerdir.
• Yemeklerinize Sevdiğiniz Baharatları Katabilirsiniz.
Sindirim sistemi ile ilgili sağlık sorunlarınız ve alerjiniz yoksa, kanser, gebe veya emzikli değilseniz yemeklerinize, yoğurtlarınıza, yumurta, peynir ve zeytininize sevdiğiniz baharatları mutlaka ekleyin. Birçok baharatın antiviral etkisi vardır. Tükettiğiniz baharat miktarı 1 silme tatlı kaşığını geçmemesine dikkat edilmelidir. Aksi takdirde yan etkiler görülebilir.
• Fiziksel aktiviteyi arttırın.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sağlıklı yetişkinler için günde 30 dakika, çocuklar için günde 1 saat fiziksel aktiviteyi önermektedir. Önemli olan bu süreçte evde neler yapabileceğinizdir. Evinizde dans edebilir, temizlik yapabilir veya telefonunuzdaki çeşitli aplikasyonlardaki evde yapabileceğiniz egzersizlere göz gezdirebilirsiniz.
• Duygusal Açlığınızı kontrol edin.
Bireyin biyolojik açlığı haricinde duygusal açlık dediğimiz bir açlık türü vardır. Birey farkında olarak veya olmayarak duygularına yönelik yemek yemeye yöneldiği bir durumdur. Pandemi süreci psikolojik olarak depresif ruh haline bürünmemize neden olarak içimizde duygusal bir boşluk yaratmıştır. Bu boşluğu yeme dürtüsüyle doldurma isteği duygusal açlığın oluşmasına zemin hazırlar.
• Sağlıklı Bir Vücut İçin 7 Saat Uyku İdeal.
Yapılan çalışmalara göre yetişkin sağlıklı bir bireyin dokuz saatten fazla uyku uyuması metabolik hastalık riskini arttırmaktadır. Çalışmalara göre önerilen optimum uyku süresi “7 saat” olarak belirlenmiştir.
** Zorlu zamanlardan geçtiğimiz bu süreç, unutmamalıyız ki geçici olacaktır. Ruh ve beden sağlığımızın asgari düzeyde etkilenmesi adına bilinçli ve iradeli davranmalı, zihinsel ve duygusal kopuşlar yaşayarak kendimize kalıcı hasarlar bırakmanın maddi ve manevi bedelleri olacağını akıldan çıkarmamalıyız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz